• BIST 1.127
  • Altın 501,980
  • Dolar 8,2591
  • Euro 9,6937
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 15 °C

SEVDALILARININ GÖZÜNDEN BEYPAZARI

SEVDALILARININ GÖZÜNDEN BEYPAZARI
SEVDALILARININ GÖZÜNDEN BEYPAZARI

Beypazarı’na hep ailem ya da arkadaşlarımla gittiğim için hiçbir zaman doyasıya gezememiştim ya sürekli alışveriş yapıyor ya bir şeyler yiyip dönüyorduk ya da sadece tek bir ara sokağı varmışcasına başka hiçbir yere gitmiyorduk. Bir keresinde Anadolu Bisiklet Grubu’ndan kendine güvenen, cevval arkadaşlarla bisikletle Beypazarı’na gidip dönmüştük, günün büyük kısmı yolda geçtiği için bir şeyler yemek dışında pek zamanımız olmamıştı gezmeye.

Aşağıda o günden mutlu bir anı görebilirsiniz Azmin zaferi.

90 km git 90 km gel 180 km bisiklet

Bu kadar uçlarda yaşamıştım yani Beypazarı’nı. İstediğimse gezilecek her yerini gezmek, yemeklerini tatmak, insanlarıyla tanışmak, doğal güzelliklerini görmek, kısacası Beypazarı’nı tam anlamıyla yaşamaktı. Fotoğrafçılıkla ilgilenen bir arkadaşımın da gitmek istemesiyle bir anda kendimizi Beypazarı’nda bulduk.

Ankara’dan yaklaşık 45 dk-1 saat süren bir yolculukla Beypazarı’na vardık. İlk olarak güzel bir kahvaltı yapıp tüm gün yapacağımız aktiviteler için enerji toplamamız lazımdı. Kahvaltı deyince Beypazarı’nda ilk akla gelen yere Fatma Teyzenin Yeri‘ne gittik, sadece kahvaltı yok tabi ki aklınızda bulunsun. İsteğe göre hem dışarıda hem içeride yerler var, biz içeride oturmayı tercih ettik.

Ayıptır paylaşması kahvaltımız aşağıda, pidenin içinde yapılmış sahanda yumurtaya bayıldık, 2 tane söyledik

Fatma Teyzenin Yeri – Kahvaltımız Toprak Sahanda Yumurta

Fiyatlar Ankara’da ortalama bir kahvaltı mekanında ödeyeceğinizden fazla değil.

İşaret diliyle anlaştığımız, ayakkabı boyacılığı yaptığını öğrendiğimiz güzel Suriyeli çocuklar da kahvaltıya ayrı bir renk kattılar. Fotoğrafçı arkadaşın Suriye anıları, benim yurtta aynı odada kaldığım Suriyeli bir arkadaş vasıtasıyla bildiğim Suriye ile ilgili muhabbetlerden sonra mekanın çocuklardan ücret almadan kahvaltı verdiklerini tahmin ettik, öyleyse alkışlar Fatma Teyzenin Yeri’ne.

Fotoğraf çekilirken “gül” deyince saçma sapan pozlara gireriz ya hepimiz, onlarda öyle olmadı ve gözlerinin içinin güldüğü bir anı yakaladık. Ülkelerinden, ailelerinden, hayallerinden koparılmış olsalar da mutlular. Umarız ki onların daha mutlu olmalarını engelleyenler görmesin cennet, inanırız ki görmeyecekler.

İşte kardeşimizin o güzel pozu, kim bilir belki dünya bir gün gülüşü kadar güzel bir yer olur ve o bu fotoğrafını görebilir. Belki de bu yazıyı okuyan biri Beypazarı’nda bu çocukları görebilir ya da orada yaşayan birisi mutlaka bu çocukları tanıyordur, kendisine gösterebilir. Eminiz ki bu fotoğrafını görünce yine gözlerinin içi gülecek ve bu her şeye değer.

Samimiyet & Masumiyet

Bu güzel ve anlamlı kahvaltıdan sonra gezmeye başlıyoruz. Her gördüğüm tadımlık şeyden tadan ben öyle bir yakalanmışım ki sanki biraz önce hiçbir şey yememişim. Burası sağlı sollu yöresel ürünlerin satıldığı, telkari işçiliği ile yapılmış gümüşleri bulabileceğiniz, çeşit çeşit lokumlardan tadıp havuç ve karadut suyu içebileceğiniz

Alaaddin Sokak:

Alaaddin Sokak Her daim aç ben

Tek bu sokak olmamalı diyoruz ve bizi çağıran ara sokaklara dalıyoruz. Giderseniz mutlaka siz de yapın, çok keyifli.

 

Ar(k)a Sokaklar

Beypazarı’na gidince mutlaka gidilmesi gereken yerlerden birisi de Hıdırlık Tepesi. Bu tepe eski ve yeni Beypazarı’nı kuş bakışı görebileceğiniz yüksek bir yer. Biz gittiğimizde tadilattaydı, iyi ki öyleymiş biz kendimize iki tane tepe bulduk tırmanıp fotoğraf çekilecek. Ara sokaklardan tırmanarak Beypazarı’nı kısmen kuş bakışı görebildiğimiz yerden çektiğimiz fotoğrafları aşağıda görebilirsiniz.

Kısmi Kuşbakışı

Doğal Koruma

Bu fotoğrafları çekebilmek için nefes nefese kalan arkadaşı azminden ötürü bir kez daha tebrik ederim. Düzenli spor yapmayan biri için kolay bir tırmanış değildi. Benim için her şey süperdi, hem çok güzel bir kahvaltı yapmıştım, hem işin içine biraz spor girmişti, hem kafamdaki Beypazarı’nda yapılacaklar listesi üzerine tik atılarak ilerleniyordu. Biraz sonra çok daha güzel fotoğraflar çekebileceğimizi düşündüğümüz bir tepeye tırmandık. Bu tepeye biz Beleş Tepe dedik.

Beleş Tepe

Ve tabi bir fotoğraf almadan buradan gitmek olmazdı.

Foto 1 2 Çektim

Tırmanışların ardından kan şekerimiz (aslında arkadaşın şekeri de ayıp olmasın) düştüğü için yolda atıştırmalık lokumlardan yiyip, havuç ve karadut suyu içerek gezmeye devam ettik. Sıradaki durağımız Tarih ve Kültür müzesiydi(Müze Ev-Beypazarı Kültür Evi). Bu müzede Beypazarı ve yöresinin kültür ve tarihi Osmanlı, Roma ve Bizans dönemlerinden kalan eserlerle sergilenmekte.

Beypazarı Kültür ve Tarih Müzesi(Müze Ev)

Sedirlere oturmak yasakmış, yatmak değildir diye düşündüm. Ben biraz fazla haylazım, siz öyle şeyler yapmayın.

Sedirlere Oturmak Yasaktır

Yine bir şeker düşmesi, yine bir açlık. Nereye gidelim nereye gidelim, en sonunda bizce çok şık bir ortamı olan Suluhan Kervansarayı‘na gittik. Burası eskiden pazar olarak kullanılan bir kervansaraymış, restore edildikten sonra şimdilik restoran olarak kullanılmakta ama ilerde belli bölgelerinin birilerine kiralanarak eski pazar canlılığına kavuşmasına çalışıldığını duyuyoruz. Burada dinlenip, havuç suyu ve kahve içiyoruz.

Suluhan Kervansarayı

Çay kahveyle hiç aram yoktur ama ne yalan söyleyeyim bu kahve çok iyi gitti.

Benim objektifimden

Sıradaki durağımız yine Beypazarı deyince akla gelen yerlerden Yaşayan Müze. Burası gerçekten yaşıyor, içeri girince anlıyorsunuz.

Cahit Sıtkı’nın Çocukluk şiirini bilirsiniz ya da bir bölümünü kesin bir yerlerde duymuşsunuzdur. Hatırlatmış olalım:

“Affan Dede’ye para saydım, sattı bana çocukluğumu,

Artık ne yaşım var, ne adım; bilmiyorum kim olduğumu,

Ne güzel dönüyor çemberim, hiç bitmese horoz şekerim!”

Bitmesin isterdik hepimiz, ama bitti işte horoz şekerimiz ve büyüdük. Biz büyüdükçe dünya da değişti, Affan Dede de değişen teknolojiye ayak uyduramayıp kapatıyor dükkanı, şimdi Cahit Sıtkı’nın şiirlerinde yaşıyor. Yaşayan müzede Affan Dede’nin Dükkanı’ndayız. Çocuklarınızı Affan Dede hikayelerinden ve güzel anılardan mahrum etmeyin. Çocuklarınızın artık para sayıp satın alabilecekleri bir çocukluğu onlara verecek Affan Dede’leri kalmadı, siz onların Affan Dede’si olun, onlara çocukluklarını yaşatın. Affan Dede’nin dükkanında eskiden biz oynardık diyeceğiniz çok oyuncak var, çocuklarınız bilmiyordur belki öğretin onlara.

Yaşayan Müze – Affan Dede’nin Dükkanı

Yaşayan müzede bir şaman adeti olan kurşun dökme, bez baskı, ebru sanatı, Hacivat Karagöz oyunları vs. odaları var. Bez baskı yaptığınız çantayı, size dökülmüş kurşunu, ebru eserinizi ücreti karşılığında alabilir, Hacivat Karagöz oyunlarında gönüllü olarak Hacivat Karagöz olabilirsiniz.

Yaşayan Müze – Dökülmüş Kurşunlar

Yaşayan Müze – Bez Baskı

Yaşayan Müze – Halı Dokuma

Yaşayan Müze – Hacivat Karagöz

Yaşayan müzeden çıkarken Çarkıfelek benzeri bir şey var, bana aşağıdaki yazı çıktı. Ben anlayamadım, anlayan biri olursa diye paylaşıyorum.

Çarkıfelek

Yaşayan müze yaşatmamız gereken değerleri hatırlatıyor bize, belki gerçekten hatırlasam yukarıdaki sözler bir şey ifade ederdi, bilemedim. Tekrar konakların arasından yöresel ürünlerin satıldığı ara sokaklara dalıyoruz. Beypazarı sodasını her yerde bulabilirsiniz, burada her dükkanın önünde yeni yapılmış sıcacık Beypazarı kurusu tatmanız için size ikram ediliyor. Her Beypazarı’na gidenin eline bakılır bilirsiniz, erişte, kuru, kurutulmuş sebze, lokum, cezerye, ceviz sucuk, bazlama, 80 katlı baklava vs. birçok şey alabilirsiniz. Kuru için Arabul ve Cihan öneriliyor. Şimdiden afiyet olsun

Kuru Sebzeler – Pazar

Beypazarı merkezde şimdiki durağımız Türk Hamam Müzesi. Bu müze Türk hamam ve temizlik kültürünü belgeleme, koruma ve geleceğe aktarma amacıyla açılmış farklı hamam bölümlerinden oluşan bir müze, bu bakımdan Türkiye’de tek olduğunu öğreniyoruz.

Türk Hamam Müzesi

Türk Hamam Müzesi

Yapılacaklar listemizin sonuna yaklaşırken çok fazla acıktık. Alaaddin Camii‘nin yapımı esnasında dikilen ve yaklaşık 800 yaşında olan doğu çınarını fotoğraflayarak Beypazarı Merkez’den tarihi konakların arasında yürüyerek akşam yemeği yemek için ayrılıyoruz.

 

Platanus Orientalis(Doğu Çınarı) ve Alaaddin Camii

Yemek yemek için seçtiğimiz yer İnözü Vadisi‘nde Dostlar Restorant. Beypazarı Merkez’in kalabalığı bir anda bitiyor ve sessizlik içinde buluyoruz kendimizi. Burası huzur veren ortamı, vadi ortasından akan deresi, kenarında oturmak için yapılan kamelyalarıyla bizi etkiledi. Burada tarhana çorbası, yaprak sarma, köfte, mumbar(bildiğimiz mumbar değil sucuk benzeri bir şey) ve höşmerim tatlısı sipariş ettik. Beypazarı’na özel güveci yemek isterseniz gideceğiniz yeri önceden arayıp hazırlatmanız ve teyit almanız faydalı olacaktır.

İnözü Vadisi – Dostlar Restorant

Manzara için bir köprü ve merdivenle dağa tırmanabiliyorsunuz. Tabi ki tırmandık

İnözü Vadisi – Dostlar Restorant

Bir günlük Beypazarı ziyaretimizin tadı damağımızda kalırken yüzümüzde yorgun ve mutlu bir gülümsemeyle güneşi batırarak günü sonlandırıyoruz. Fotoğraflar ve eşliği için Duran Özer’e çok teşekkürler. Sizlerin de Beypazarı ile ilgili önerileri, eklemek ya da düzeltmek istediğiniz noktalar varsa lütfen bize yazın, herkesin bilmesini istediğiniz şeyleri aşağıya yorum olarak da girebilirsiniz, herkes faydalansın değil mi Hayatınızın her anından keyif almanız, hayatın size her gün sunduğu birbirinden güzel anları iyi değerlendirebilmeniz dileğiyle. Mutlu ve yorgun gülümsememle hepinizi selamlıyorum.

Yorgun ve mutlu gülümseme, bu oluyor kendileri

 

İbrahim BABAARSLAN'a ilçemiz hakkında blogunda paylaşmış olduğu keyifle okuduğumuz yazısı için teşekkür ederiz.

 

 

 

Bu haber toplam 6492 defa okunmuştur
Etiketler: , ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Beypazari Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Haber Scripti: CM Bilişim