1 1
  • BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 26 °C

BEYPAZARI EFSANELERİ KAFDAĞI’NDA

BEYPAZARI EFSANELERİ KAFDAĞI’NDA
BEYPAZARI EFSANELERİ KAFDAĞI’NDA

Sahipliğini Yeni Mahalle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü adına Seyit Ahmet Kayhan’ın üstlendiği,  Fahriye Okyay’ın editörlüğünde Ankara’da yayımlanan bir dergidir Kafdağı. Kapağına düşülen şu not derginin hangi yüce amaçlar için Kafdağı’nın doruklarına kanatlandığını ne de güzel özetliyor: “Tarihe not düşecek kalemlerin Kafdağı’nın sayfalarından doğması, gelecekte hepimizin –öğretmenlerimizin, okullarımızın, ülkemizin- gururu olacak.”  

      Kafdağı, beş yıldır, editörünün deyişiyle, “yüzde kırk beşi hayatında bir kitap dahi okumamış bir toplum gerçekliği gölgesinde, okuyan ve üreten beyinlerin sayısını çoğaltabilmek, onlara bir deniz feneri vazifesiyle destek olabilmek, onları yüreklendirebilmek için” uğraş veriyor ve başarıyor da. Bunu, sayfalarında sizi tatlı bir gülümsemeyle karşılayan, samimiyetle sanatın güzelliğini arayan ve birçoğunda da bulan edebiyat ürünlerinden anlıyoruz.

      Derginin 8. Sayısında, hem “Kuru” efsanesine yer verilmiş hem de Ahmet Yıldırım’ın Beypazarı Efsaneleri adlı kitabı tanıtılmış. Neslihan Yıldırım Oktay’ın kaleme aldığı bu tanıtım yazısını, okurlarımıza aynen sunuyoruz:

                                            BEYPAZARI EFSANELERİ

       Efsane deyip geçmeyin! Doğrudur; efsaneler inanılması güç, olağanüstü olaylar anlatırlar. Bu yönüyle masala benzerler, ama kiminde kişilerin, kiminde de olayın geçtiği yerin gerçekliği bakımından da hikâye gibidirler. Bir başka söyleyişle efsane, bir parça masaldan, bir parça hikâyeden alan, masalla hikâye arasında bir halk edebiyatı türüdür. Peki, giriş cümlemizdeki ilk üç sözcüğün bu paragrafta işi ne? Niçin kullandık, “Efsane deyip geçmeyin” sözlerini?

      Aslında ısrarla yinelemek gerekir: efsane deyip geçmeyin! Efsane deyip geçmeyin; çünkü efsaneler, yukarıda sıraladığımız özelliklerinin dışında çok önemli bir işleve sahiptir. Üretildikleri toplumun yaşama biçimini; inancını, korkularını, sevinçlerini, hayallerini yani toplumu oluşturan kültürel değerlerini içlerinde barındırır ve kuşaktan kuşağa aktarırlar.

      İşte böyle bir işleve katkı sağladığına inandığımız bir kitapla karşınızdayız.

     Beypazarı Efsaneleri’nin yazarı Ahmet Yıldırım, “ Mecnun’un bin türküsü var, hepsi de Leyla üstüne. İnsan bir kez sevmeye görsün, bizimki de o hesap; bir Beypazarı sevdasıdır, almış gönlümüzü. Yaşama sevincimiz, onunla çoğalmış ve çoğalmakta yıllar boyu… Ve bütün gerçekliğiyle birlikte bir efsanedir Beypazarı.” deyip başlar Beypazarı Efsaneleri’ni anlatmaya…

     Kitapta tarihi evleri, saray mutfağı tarzı yemekleri ve doğal güzellikleriyle ünlü Beypazarı’ndan derlenmiş yirmi üç efsane var. Bir ilçeden bu sayıda efsanenin çıkması da ilginç değil mi? Ankara’nın ilçesi Beypazarı’nın bir kültür hazinesi olarak nitelendirilmesi de boşa değil demek ki.

      Kitapta dört yer ismi efsanesi var. Eser Beypazarı isminin efsanesiyle başlıyor. Öncelikle ilçe tarihinin, yörede yaşadığı bilinen en eski insan topluluğu  Luvilerle (Işık İnsanları) başladığı; sırasıyla Hititlerin, Firiglerin, Galatların, Romalıların, Bizanlıların, Selçukluların ve Osmanlıların hüküm sürdüğü anlatılır.. Daha sonra, kent isminin Luviler zamanındaki ismi Laganya’dan (Kaya Doruğu Ülkesi) Beypazarı’na dönüşümünün efsanesi verilir. Efsaneye göre, Dinar Hezar Bey’in anısına şehre Bey Hezarı denir. Zamanla beyin kurdurduğu pazar, çevre köy, kasaba ve şehirlerden büyük ilgi görür, kent bir ticaret merkezi haline gelir. Hezar ismi unutulur pazara dönüşür ve kent bugünkü adını alır.

            Biliyorsunuz, efsanelerimizde kimi zaman iyiler ödüllendirilir, kimi zaman da kötüler uyarılır ya da cezalandırılır. Bu Beypazarı Efsaneleri’nde de böyledir. Örneğin, Karakaş Seli efsanesinde; düğün kalabalığından bunalan evin hanımı, ekmek isteyen bir ihtiyarı, Hızır’ı,  terslediği için cezalandırılır; fakat iyi niyetli gelin ödüllendirilir.

      Anadolu’nun her yöresinde bir aşk efsanesi, hiç değilse bir aşk hikâyesi vardır. Eserde de Âşıklar Mezarı isimli bir efsane hemen dikkat çekiyor: Zengin bir ağanın güzeller güzeli kızına, fakir bir delikanlı âşık olur. Kız da delikanlıya sevdalıdır. Ama ağa kızı vermek istemez. Âşıklardan gerçekleştirilmesi imkânsız bir istekte bulunarak işi yokuşa sürer. İki sevdalının büyük bir tarlayı akşama kadar çapalaması gerekmektedir. Gençler, sevinçle kabul ederler. Kızın babası nasıl yapamayacaklarından eminse, onlar da aşklarından aldıkları güçle başaracaklarına inanmaktadır. Ertesi gün, kız tarlanın bir ucundan, delikanlı diğer ucundan girer. Akşam hava kararırken tarlayı bitirirler. Tarlayı bitirirler ama kendileri de tükenirler. Tarlanın ortasında birbirlerine sarılır ve yaşama elveda derler. O günden beri, orası, kimi anlatımlarda Âşıklar Mezarı’dır, kimi anlatımlarda da Kız Oğlan Tarlası…

      Şehir Efsaneleri dilden dile aktarılırken farklı yorumlar ortaya çıkar. Yazar kitabına aldığı Efsanelerde karşılaştığı farklı anlatılara da yer veriyor. Örneğin Karakoca Efsanesi’nde, suyun yeryüzüne çıkışıyla ilgili bir de suyun güzelleştirici etkisiyle ilgili olmak üzere iki anlatıya yer veriliyor. Gömleksiz Köprü, Höşmerim, Kara Davut Hazretleri, Dutlu-Tahtalı efsanelerinde de aynı durumla karşılaşıyoruz.

      Yazarın kullandığı sade, akıcı dil sayesinde efsaneler bir çırpıda okunuyor. Kitabın masalsı anlatımı da okuyucuya zevkli bir okuma vaat ediyor.

      13,5 x 21 boyutlarında, 2014 Ağustos’unda basılan kitap yüz sayfadan oluşuyor. Keyifle okunan efsanelerden bazılarının isimleri de şöyle: Karakoca, Göyneksiz Köprü, Karaşar, Semerci Baba, Gelegra, Höşmelim, Topçu Baba, Akşemseddin Hazretleri, Yaşayan Efsane Yalnız Ağaç… Kapak tasarımını Özgür Kağan Tot’un yaptığı eserde, Gökalp Yıldırım’ın çektiği on iki ilginç fotoğraf da, Beypazarı insanının geçmişte yaşadığı olayların yanı sıra, yüreğindeki sevgi ve hayal gücünden hayat bulan bu güzel efsanelere eşlik ediyor.

Bu haber toplam 3663 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Beypazari Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim